Spondiloartrit

Bu hastalıkta genellikle omurga eklemleri ve omurganın alt kısmındaki sakrum kemiği ile leğen kemiği arasındaki  eklemler tutuludur. Ayrıca ayak bileği, diz, el gibi çevre eklemlerinde de tutulum olabilir.  Bu gruptaki hastalıklar, ankilozan spondilit, vücudun başka bir bölgesindeki bakteri kaynaklı bir iltihaplı hastalıktan sonra ortaya çıkan reaktif artrit, psöriyazis adı verilen bir deri hastalığında görülen psöriyatik artrit,  inflamatuvar bağırsak hastalığında gözlenen ankilozan spondilit ve jüvenil spondiloartritlerdir.   Bunlar genetik yatkınlığı olan kişilerde gözlenen hastalıklardır. Yatkınlığı artıran genetik faktörlerin başında HLA-B27 adı verilen doku tipi yer alır. Reaktif artritler düzelebilir ama diğerleri genelde kronik ve ilerleyici özellik gösterir.

Bu hastalarda en sık gözlenen yakınma, özellikle sabah saatlerinde uykudan uyandıran ve hastanın yatakta hareket etmesini bile engelleyen bel ve kalça ağrılarıdır. Birlikte bel tutukluğu da olur. Gün içerisinde hareketle bu yakınmalar azalır. Hastalık sırt ve boyun ağrıları ve tutukluğu yapar. Zamanla  omurga öne eğilir, yaşam kalitesi çok bozulur.

Ankilozan spondilit, eozinofiller ve mast hücreleri

Ankilozan spondilitli hastalarda, astım hastalığı birlikteliği artmıştır (24). Bir çalışmada kanda eozinofillerin artmamasına rağmen, eozinofillerin toksik proteinlerinden olan ECP yüksek bulunmuştur. ECP’nin yüksek olduğu  hastalarda iltihabın da fazla olduğu saptanmıştır. Hatta bu hastalarda kullanılan bir ilacın da – aslında inflamatuvar bağırsak hastalarında da kullanılır- ECP değerlerinde düşmeye neden olduğu gösterilmiştir. Hastalarda sadece ECP düşüşü değil, iltihap göstergelerinde ve yakınmalarda da azalma gözlenmiştir  (56/I). Çalışılan ilaç, 5ASA adı verilen bir grup ilacın ilk üretilen şeklidir ve 1930’da bir İskandinav farmakolog tarafından sentez edilmiştir.  O yıllardan beri kullanılan bu ilacın, ancak 1987 yılında yapılan bu  çalışmayla eozinofillerden toksik proteinlerinin açığa çıkmasını  azaltarak etki ettiği gösterilmiştir. Daha sonra yapılmış bir çalışmada da bu hastalıkla mast hücreleri arasında  ilişki kurulmuştur
(25).

Spondiloartrit, ankilozan spondilit ve çölyak hastalığı

Çölyak hastalarında spondiloartrit sıklığı %1.6 olarak saptanmıştır (26). Spondiloartritli hastalarda çölyak hastalığı sıklığı farklı çalışmalarda farklı sonuçlar vermiştir. Bazılarında %1.3 (27) ve %3.3 (28) gibi düşük oranlar saptanırken, bir başka çalışmada çölyak hastalığı  için hassas olan tTGA’ya  bakılmış ve %18.4’ünde yüksek bulunmuştur. Pozitif çıkan grubun daha genç yaşta olduğu görülmüştür.  Bu hastaların  kan vitamin D seviyeleri daha düşük saptanmıştır. 45 yaşından genç ankilozan spondilitli hastalarda çölyak hastalığı konusuna özen gösterilmesi önerilmiştir (29).

Spondiloartrit, ankilozan spondilit ve gıdalar

Bu hastalarda gluten konusunda bilgi veren AGA pozitiflikleri, %12 (27) ve %36.7 (28) olarak saptanmıştır.  Spondiloartritli hastalarda sütle ilişkili bazı bilgiler bulunmaktadır. Bu amaçla yazılmış bir mektupta aslında bir çalışmanın sonuçları bildirilmektedir. 25 spondiloartritli ve 10 romatoid artritli hastanın yakınmaları süt ve ürünleri kesilerek değerlendirilmiştir. Spondiloartritli hastaların 13’ünde iyi yanıt alınmış ve bu hastaların 8’i hastalığın tedavisinde kullanılan ilaçları bırakmıştır. İyileşme oranının %52 olması ve üçte birinin de ilaçları bile bırakmış olmaları ilginçtir. 4 hastanın yakınmalarında ise orta derecede azalma olmuştur. Romatoid artritli hastalarda değişiklik saptanmamıştır (30). Bu çalışma, bir veya iki olgunun değil, 25 hastanın sonucunu vermektedir ve  insanları perişan eden bu hastalıkta sütün rolünün olabileceğini göstermektedir.

Bu hastalarda IgA nefropatisi adı verilen otoimmün bir böbrek hastalığı sık gözlenir (31).  Bir çalışmada,  gıda alerjenlerini saptayan çok başarılı ama zor  olan ve bağırsağa alerjen verilerek yapılan testle,  IgA nefropatili hastaların yarısında süt alerjisi bulunmuştur (32). Ülkemizden yapılmış bir çalışmada spondiloartritli hastalarda en fazla soğan, ev tozu, kırmızı biber, domates, koyun peyniri ve zeytine karşı IgE yükseklikleri  saptanmıştır (33). Bu çok güzel bir çalışmadır. Hep aklımda olan “Acaba bu hastaların sabah ağrıları, alerjisi olanların gece boyunca yatakta yoğun olarak etkisinde kaldıkları mayt alerjenlerine bağlı olabilir mi sorusunu açıklar niteliktedir.

Spondiloartritli hastalarda, ekmek ve bira mayasına karşı oluşmuş IgA ASCA pozitifliği %18.2 bulunmuştur. Kontrol grubunda ise bu oran %5.2 olarak bildirilmiştir (34). Daha önce yazılan ASCA çalışmasında,  ankilozan spondilitli hastalar da incelenmiş, IgA ASCA %23.2,  IgG ASCA’da %11.6 hastada yüksek bulunmuştur.  Sağlıklı grupta IgA ASCA yükselmesi %9, IgG ASCA yükselmesi de %10.2 oranında saptanmıştır. Sonuçlara baktığımızda IgA ASCA yükselmesi hasta olanlarda daha fazla gibi görünmektedir. Ancak istatistiksel incelemede fark bulunmamıştır (15). Ama IgA ve IgG ASCA oranları toplandığında %35 gibi bir oran elde edilmekte ve hastaların 1/3’ünde ekmek ve bira mayasına karşı antikor pozitifliği olduğu  ortaya çıkmaktadır.

Öneriler: Reaktif artrit dışındakiler, önemli ve hastayı çok zorlayan otoimmün hastalık oldukları için, mast hücrelerinin uyarılmasını zaltmak amacıyla, öncelikle kitabın V. bölümündeki genel önerilere elden
geldiğince uyulması, bu arada
ev içi havası alerjenlerini daha etkin bir şekilde uzaklaştırmak  için deri prik ve/veya IgE testlerinin yapılması iyi olur. Tedaviye yanıtsız olgularda kişiye özel önerilerden A ve C planlarına uyulması iyi sonuçlar verebilir. Ayrıca, lupuslu  hastamın mektuplarının (bk. s.179 ve s. 271) okunmasını da
öneririm.

Kitap: Artık Hastalığımla Baş Edebiliyorum (Mast Hücrelerinin Gizi), Nobel Tıp Kitabevleri.

56/I. Feltelius N, Hällgren R, Venge P. Raised circulating levels of the eosinophil cationic protein in ankylosing spondylitis: relation with the inflammatory activity and the influence of sulphasalazine treatment. Ann Rheum Dis. 1987 May;46(5):403-7.

15. Riente L, Chimenti D, Pratesi F,et al. Antibodies to tissue transglutaminase and Saccharomyces cerevisiae in ankylosing spondylitis and psoriatic arthritis. J Rheumatol. 2004;31:920-4.

24. Shen TC, Lin CL, Wei CC. Et al.,-The risk of asthma in patients with ankylosing spondylitis: a population-based cohort study. PLoS One. 2015;10(2):e0116608.

25. Noordenbos T, Yeremenko N, Gofita I, et al. Interleukin-17-positive mast cells contribute to synovial inflammation in spondylarthritis. Arthritis Rheum. 2012;64:99-109.

26. Iqbal T, Zaidi MA, Wells GA, Karsh J. Celiac disease arthropathy and autoimmunity study. J Gastroenterol Hepatol. 2013;28:99-105.

27. Kallikorm R, Uibo O, Uibo R. Coeliac disease in spondyloarthropathy: usefulness of serological screening. Clin Rheumatol. 2000;19:118-22.

28. Toğrol RE, Nalbant S, Solmazgül E,et al. The significance of coeliac disease antibodies in patients with ankylosing spondylitis: a case-controlled study. J Int Med Res. 2009;37:220-6.

29. Teichmann J, Voglau MJ, Lange U. Antibodies to human tissue transglutaminase and alterations of vitamin D metabolism in ankylosing spondylitis and psoriatic arthritis. Rheumatol Int. 2010;30:1559-63.

30. Appelboom T, Durez P. Effect of milk product deprivation on spondyloarthropathy. Ann Rheum Dis. 1994;53:481-2.

31. Azevedo DC, Ferreira GA, Carvalho MA.IgA nephropathy in patients with spondyloarthritis followed-up at the Rheumatology Service of Hospital das Clínicas/UFMG. Rev Bras Reumatol. 2011 Sep-Oct;51(5):417-22.

32. Kloster Smerud H, Fellström B, Hällgren R,et al. Gastrointestinal sensitivity to soy and milk proteins in patients with IgA nephropathy. Clin Nephrol. 2010;74:364-71.

33. Kamanli A, Ardicoglu O, Godekmerdan A. HLA-b27 subtypes in patients with spondylarthropathies, IgE levels against some allergens and their relationship to the disease parameters. Bratisl Lek Listy. 2009;110(8):480-5.

34. Andretta MA, Vieira TD, Nishiara R, Skare TL. Anti-Saccharomyces cerevisiae (ASCA) and anti-endomysial antibodies in spondyloarthritis. Rheumatol Int. 2012;32:551-4.

 

 

 

 

Hülya Uzunismail hakkında 210 makale
43 yıl aktif olarak çalışmış, bunun yaklaşık son 25 yılını da, gıda-hastalık ilişkisini bulma uğraşına adamış bir iç hastalıkları ve gastroenteroloji uzmanı olarak derlediğim bilgi ve deneyimlerimi, hem doktorlar hem de hastalar için bir kitapta birleştirerek paylaşmak istedim.