Otoimmün Karaciğer Hastalıkları

Karaciğerin otoimmün hastalıkları, otoimmun hepatitprimer sklerozan kolanjit, primer biliyer sirozdur (yenilerde siroz kelimesinin yerine kolanjit kelimesi kullanılmaktadır) ve genelde zor hastalıklardır. Kolanjit safra yollarının iltihabı demektir. Diğer  çoğu otoimmün hastalıkta olduğu gibi bunlarda da otoantikorlar bulunur. Otoimmün hepatitte karaciğer hücrelerinde hasar ön plandayken, primer sklerozan kolanjit ve primer biliyer sirozda safra yolları hastadır. Halsizlik, iştahsızlık, bulantı ve göz aklarının, deri renginin sararması, idrar renginin koyulaşması gibi yakınmalara ek olarak son iki hastalıkta, hastayı çok rahatsız eden kaşınmalar olabilir.

Otoimmün karaciğer hastalıklarında  gıdalar konusu en çok çölyak hastalığı ile incelenmiştir. Hatta çölyak hastalığında, otoimmün karaciğer hastalıklarını araştıran çalışma grupları bile oluşturulmuştur. Çölyak hastalığının, otoimmün hepatitlilerin %3-6, primer biliyer sirozlu hastaların %3-7, primer sklerozan kolanjitlilerin % 2-3’ünde görüldüğü bildirilmektedir (63). İtalya’dan yapılmış bir çalışmada tüm otoimmün karaciğer hastalıklarında çölyak hastalığı sıklığı %16.4 olarak verilmektedir (64). Genel olarak glutensiz diyet bu hastalarda pek yarar sağlamaz (63). Ancak glutensiz diyetle otoimmün hepatitli çocuklarda daha iyi sonuçlar alındığını bildiren çalışmalar vardır (64-66). Yeni olarak bu hastalıklarda eozinofillerin rolü olabileceğini gösteren bir çalışma bildirilmiştir (67).

63. Volta U. Pathogenesis and clinical significance of liver injury in celiac disease. Clin Rev Allergy Immunol. 2009;36:62-70.

64. Caprai S, Vajro P, Ventura A, et al. Autoimmune liver disease associated with celiac disease in childhood: a multicenter study. Clin Gastroenterol Hepatol. 2008;6:803-6.

65. Di Biase AR, Colecchia A, Scaioli E,et al. Autoimmune liver diseases in a paediatric population with coeliac disease – a 10-year single-centre experience. Aliment Pharmacol Ther. 2010;31:253-60.

66. Nastasio S, Sciveres M, Riva S,et al. Celiac disease-associated autoimmune hepatitis in childhood: long-term response to treatment. J Pediatr Gastroenterol Nutr. 2013;56:671-4.

67. Landi A, Weismuller TJ, Lankisch TO, et al. Differential serum levels of eosinophilic eotaxins in primary sclerosing cholangitis, primary biliary cirrhosis, and autoimmune hepatitis. J Interferon Cytokine Res. 2014;34:204-14.

Öneriler:  Bu üç hastalık, karaciğerin çok önemli otoimmün hastalıkları olduğu için, mast hücrelerinin uyarılmasını en aza indirmek amacıyla elden gelenin yapılması, uygulanan tedaviye ek yararlar sağlayabilir. Yattığı odadaki bitki kokusunun etkisiyle oluşan otoimmün hepatit örneği (bk., Kitap, s. 150), sadece gıda değil ev içi havası alerjenlerine de çok özen gösterilmesinin gerekliliğini ortaya çıkarmaktadır. Bu nedenle  kitabın son bölümündeki genel ve kişiye özel önerilere dikkatle uyulması iyi olur.

Daha ciddi koruma önlemleri alınması için, ev içi havası alerjenlerine karşı IgE ve deri prik testleri  yapılmalıdır. Örneğin mayt alerjisi olan ama araştırılmadığı için tanısı kesinleşmemiş hastanın yaşadığı evde, çok yorucu ve süreklilik isteyen mayt mücadelesi, ilk aylardan sonra özenle yapılmayabilir. 

Gıdalar için önce A planıyla birlikte C planının uygulanması yararlı olur. A diyeti için gıda seçiminde gerekli olan testler (gıdalara ait deri prik ve gıdalara özel IgE testleri), sessiz seyirli hastalığı olanlarda, total IgE değerine bakılmadan yapılmalıdır. Aslında total IgE’nin normal üst sınırı olarak kabul edilen 100-120 IU/mL, ülkemiz insanı için yüksek olabilir. Çünkü hem hastlarımda hem de ülkemizden yapılmış bir çalışmada (88), kan total IgE değerleri azısanmayacak bir grup hastada  20 IU/mL’nin altında  çıkmıştır. Böylece çoğu laboratuvarın normal kabul ettiği sınırlar içinde kaldığı için araştırılmayan ama IgE-aracılı alerjik reaksiyon yapabilen gıdalar gözden kaçmamış olur. Aksi takdirde, o  gıda veya gıdalar, daha sonra C planına göre uygulanacak gıda kısıtlaması sırasında herhangi bir yakınma yapmadığı için, günlüklerle kolay kolay saptanamaz. Bunun yanında gıdalar için IgE araştırılması, kaşıntısı olan primer biliyer siroz ve sklerozan kolanjitli hastalarda veya karın ağrısı, döküntü, ishal gibi uyarıcı yakınmaları olanlarda 20/IU/mL’nin üzerinde üzerinde olduğunda yapılabilir. Çünkü hem IgE hem de diğer antikorlara (IgA ve IgM) bağlı reaksiyonları yapan gıdalar günlüklerle bulunabilir. Gıdalara özel IgA, IgM antikor testleri ve  deri yama testleri ülkemizde uygulanmaya başlandığında onlar da gıda seçimine yardımcı  olacaklardır. Belki çok ağır seyirli olmayanlarda, A planından sonra ikinci aşamada çölyak, gluten ve maya ağırlıklı B planı uygulanabilirse de,  başlangıçta A ile birlikte C planının uygulanması daha  doğru gibi durmaktadır. Çünkü C planı  çok sayıda gıdaya karşı IgG antikorlarını araştırırken, B planının içerdiklerini de araştırır. Ek olarak çalışmalarda tek başına glutensiz diyetin istenilen başarıyı vermediği de görülmektedir. İzlediğim bir primer sklerozan kolanjitli hastada, glutene karşı IgG değerleri normal olmasına karşın süt ve ürünleri, yumurta ve bibere karşı pozitiflikler vardı ve bunların kısıtlanmasıyla kaşıntıları çok belirgin azalmıştı.

Kitap: Artık Hastalığımla Baş Edebiliyorum (Mast Hücrelerinin Gizi), Nobel Tıp Kitabevleri.

88. Yazici A, Orge Gonullu E, Kardes B, Cefle A. The prevalence of atopy in patients with familial Mediterranean fever and Behçet’s disease. Clin Exp Rheumatol. 2013;31(3 Suppl 77):68-70.

Hülya Uzunismail hakkında 222 makale

43 yıl aktif olarak çalışmış, bunun yaklaşık son 25 yılını da, gıda-hastalık ilişkisini bulma uğraşına adamış bir iç hastalıkları ve gastroenteroloji uzmanı olarak derlediğim bilgi ve deneyimlerimi, hem doktorlar hem de hastalar için bir kitapta birleştirerek paylaşmak istedim.