Lupus Eritematozus

Hastalar arasında lupus olarak bilinir ve pek çok sistemi tutabilen otoimmün bir hastalıktır. Hastaların büyük çoğunluğunda halsizlik, iştahsızlık, kilo kaybı, ateş yükselmesi, kas ve eklem ağrıları bulunur. Ayrıca tutulan organlara göre değişen yakınmalar vardır.  Bunlar deriye, sinir,dolaşım, solunum, sindirim sistemine ve böbreklere ait yakınmalardır. Kronik, yaşam kalitesini azaltan, çoğu zaman ileri derecede böbrek hastalığıyla yaşamı sonlandıran bir hastalıktır. Lupuslu hastalarda hücrenin çekirdeğine ait yağılara karşı oluşmuş çeşitli otoantikorlar bulunur (35). Genelde otoantikorlar IgG, IgA ve IgM grubu antikorlardır ama lupusta IgE grubu otoantikorlar da dikkati çekmektedir. Hatta yeni bir çalışmada hastaların   % 65’inin IgE grubu otoantikor geliştirdiği bulunmuştur. Ayrıca bu  antikorların miktarlarıyla  hastalığın şiddeti arasında da ilişki kurulmuştur. Antikor seviyeleri yükseldikçe hastalığın şiddetinde artma saptanmıştır (36).

Lupus ve alerji

Lupusta alerjik hastalıklarla ilgili olarak yapılmış çalışmaları değerlendirilen bir metaanalize göre, hastalarda ve ailelerinde artmış alerjik hastalıklar ve yüksek IgE seviyeleri bulunmuştur (37). Lupuslu hastalarda alerji hücrelerinden bazofillerin rolü üzerinde durulmakta ve hatta bunların otoantikorların yapımını artırdığı ileri sürülmektedir (38).

Lupus ve çölyak hastalığı

Literatürde lupus ve çölyak hastalığı birlikteliği olan olgu sunumları azımsanmayacak kadar çok sayıdadır. Bir araştırmada çölyak hastalarında lupus sıklığı %2.4 bulunmuştur. Lupus, bu hastalarda çölyak tanısı konduktan ve glutensiz diyete başladıktan 2-10 yıl sonra  ortaya çıkmıştır ve o sırada histopatolojik olarak hastaların bağırsakları normal saptanmıştır (39). Bu çalışmayla glutensiz diyetin çölyak hastalığının bağırsak değişikliklerini düzelttiği halde lupusun gelişmesini önleyemediği ortaya çıkmaktadır. Lupuslu hastalarda çölyak hastalığı sıklığını araştıran bir çalışmada,  103 hastaya çölyak tanısında hassas olan EMA bakılmış ve tüm hastalarda negatif sonuç alınmıştır. 24 hastaya histopatolojik inceleme yapılmış ve hepsinde normal ince bağırsak bulgusu elde edilmiştir. Özetle incelenen 103 lupuslu hastanın hiçbirisinde çölyak hastalığı bulunmamıştır.

Lupus ve gıdalar

Lupuslu hastalarda glutenin içerdiği gliadine karşı olan AGA  %23.3 oranında pozitiflik vermiştir(40).  Ekmek ve bira mayasına karşı olan ASCA pozitifliği, lupuslularda %31.9 iken kontrol grubunda %3.7 bulunmuştur(41). Lupus ve gıdalar konusuna, katkısız beslenerek, içtiği  ve yemeklerde kullandığı sulara özen göstererek ve IgG antikoru yüksek olan gıdaları diyetinden uzaklaştırarak yakınmasız duruma geçen bir hastamın,  kitaptaki  mektuplarından birkaç satır eklemek istiyorum. Bu arada, o hastamın tıp doktoru olduğunu da bildirmeliyim.

Kan vererek hangi  gıdalara duyarlılığım olduğu tespit edildi ve yeni bir yola girdik. Çok kolay okunmasına rağmen çok zor yoldu bu. Lakin uzun zamandan beri olan ishaller, kabızlıklar, sakroilleit ağrıları ve buna eklenen  şiddetli halsizlik ve ellerimde olan ağrılar beni baya yıpratmıştı ve hocamın söylediği diyeti büyük bir istekle yapmaya başladım. Bunun için de dünyanın en zor işini yapmam lazımdı nefsime sahip çıkma. Ve bunu becerdim şimdilik. Devamlı görevim, nerede olursam olayım evimde, işyerimde, misafirlikte, sokakta önce ne yiyeceğimi düşünüp yanıma almak oldu. Çünkü ağrılarım geçti, kendimi çok iyi hissediyorum. Kan tahlillerim bile çok düzeldi. Kabız ve ishallerden kurtuldum, sakroilleitim (10 yıldır sakroilleit hastasıyım) uzun bir uyku haline girdi. Neşem yerinde, artık çalışıyorum, piyano çalıyorum, seyahat ediyorum. Diyetimi bozduğum, bana zarar verecek yiyecekleri yediğim zaman ve aşırı üzüldüğümde ağrılarım başlıyor. Sanki şunu söylüyorlar ” Bırak dünya işini, önce kendine hizmet et, kendini düşün”. Benim hastalığım, yaşam tarzımı, düşünce tarzımı değiştirerek artık hastalık olmaktan da çıktı.

Öneriler: Önemli ve hastayı çok yıpratan bir  otoimmün hastalık olduğu için, mast hücrelerinin uyarılmasını azaltmak amacıyla, öncelikle kitabın V. bölümündeki genel önerilere elden geldiğince uyulması, bu arada ev içi havası alerjenlerini daha etkin bir şekilde uzaklaştırmak  için deri prik ve/veya  IgE testlerinin yapılması iyi olur. Tedaviye yanıtsız hastalarda, doktorunun da onayı alınarak, kişiye özel önerilerden A ve C planlarına uyulması düşünülebilir. Ayrıca lupuslu  hastamın diğer mektuplarının (bk. s. 179  ve s.271) da okunmasını öneririm.

Kitap: Artık Hastalığımla Baş Edebiliyorum (Mast Hücrelerinin Gizi), Nobel Tıp Kitabevleri.

35. Aikawa NE, Jesus AA, Liphaus BL, et al. Organ-specific autoantibodies and autoimmune diseases in juvenile systemic lupus erythematosus and juveni le dermatomyositis patients. Clin Exp Rheumatol. 2012;30:126-31.

36. Dema B, Pellefigues C, Hasni S et al. Autoreactive IgE is prevalent in systemic lupus erythematosus and is associated with increased disease activity and nephritis. PLoS One. 2014;9:e90424.

37. de Lucena GR, Gonçalves RT, Braz AS, Freire EA. Systemic lupus erythematosus and allergy: an integrative review of the literature. Acta Reumatol Port. 2013;38:162-70.

38. Pellefigues C, Charles N. The deleterious role of basophils in systemic lupus erythematosus. Curr Opin Immunol. 2013;25:704-11.

39. Freeman HJ. Adult celiac disease followed by onset of systemic lupus erythematosus. J Clin Gastroenterol. 2008;42:252-5.

40. Rensch MJ, Szyjkowski R, Shaffer RT,et al. The prevalence of celiac disease autoantibodies in patients with systemic lupus erythematosus. Am J Gastroenterol. 2001;96:1113-5.

41. Mankaï A, Sakly W, Thabet Y,et al. Anti-Saccharomyces cerevisiae antibodies in patients with systemic lupus erythematosus. Rheumatol Int. 2013;33:665-9.

 

Hülya Uzunismail hakkında 210 makale
43 yıl aktif olarak çalışmış, bunun yaklaşık son 25 yılını da, gıda-hastalık ilişkisini bulma uğraşına adamış bir iç hastalıkları ve gastroenteroloji uzmanı olarak derlediğim bilgi ve deneyimlerimi, hem doktorlar hem de hastalar için bir kitapta birleştirerek paylaşmak istedim.