Alerji Tanısında Kullanılan Testler

deri prik testinin yapılışı

Kan Sayımında Eozinofiller

Alerjik hastalıklarda, kan sayımında eozinofiller  artmış olabilir. Akyuvarların bir sınıfı olan eozinofiller, onların %6’sından azını oluşturur ve sayıları normalde 1 milimetreküp kanda  500’ün altındadır (<500/mL). Kanda artmalarına eozinofili denir. Bu hücreler  vücutta parazit bulunduğunda ve alerjik hastalıklarda artar.  Gıda alerjilerinde, kan eozinofilleri bugün yapılan kan sayımında fazla, iki  gün sonra yapılanda  normal sayıda olabilmektedir.

Dokularda Eozinofiller

Eozinofiller normal dokularda az sayıda olmak üzere bulunabilir ama alerjik hastalıklarda ve parazit varlığında dokulardaki sayıları artabilir. Alerjik hastalıklarda, hastalığın bulunduğu yere göre, örneğin astımda soluk borularının mukozasında, alerjik rinitte burun mukozasında sayıları artar. Gıda alerjilerinde doku eozinofilleri konusundaki en güzel bilgiyi bebek gıda alerjileri verir. Onlarda da eozinofil sayıları, sindirim kanalının çeşitli bölümlerinin mukozasından alınmış olan örneklerde artmış olarak  bulunur. Bazı otoimmün hastalıklarda  eozinofiller dokularda çok fazla olmamak üzere artmıştır. Eozinofillerin dokularda veya organlarda çok fazla artmış olmasına eozinofilik iltihap, bu hastalıklara ise eozinofilik hastalıklar denir.

Salgılarda, İdrar ve Dışkıda  Eozinofiller

Alerjik hastalıklarda eozinofiller, hasta dokuların  salgıladıkları balgam, sümük gibi sıvılarda, idrar ve dışkıda da artmış sayıda bulunurlar. Eozinofillerin parçalanması ile oluşan bir cisim vardır. Buna Charcot–Leyden kristali denir. Bunlar eozinofillerin artmış olduğu hastalıklarda hastalığın yerine göre  balgam, sümük, idrar ve dışkıda bulunabilir. Eozinofillerin uyarılmasıyla içlerindeki granüllerde bulunan bazı toksik proteinler  açığa çıkar. Bu proteinlerden birinin adı  eosinophilic cationic proteindir (ECP). Diğerlerini sizleri yormamak için yazmıyorum. Eozinofillerden açığa çıkan bu maddeler  dokularda, kanda, idrarda, dışkıda ve salgılarda ölçülebilir. Yüksek değerleri,  alerjik hastalıkların tanısında yararlı olur.  

Total IgE ve Alerjenlere Özel IgE antikorları

Gıda, hava, katkı ve ilaçlara karşı yükselmiş olan tüm IgE antikorlarının miktarını birlikte ölçen teste total IgE testi denir. IgE antikoru tip I alerjilerde yükselir. Total IgE’nin yüksek olması, o kişide atopik bir yapının bulunduğu ve IgE-aracılı alerjik reaksiyonların olabileceği konusunda ön bilgi verir. IgE-aracılı alerjilerde, hastalığa neden olan alerjenlere karşı oluşmuş IgE (alerjene özel) antikorlarının seviyeleri de yüksek bulunur.

Alerjene özel IgE testleri, alerjeni bulmada hemen aşağıda anlatılan deri prik testine göre daha az hassastır. Ama çocuklarda deri prik testini uygulamak zor olduğu için bu test tercih edilir. Testin uygulanacağı sağlam derinin bulunmadığı, örneğin atopik dermatit gibi bir deri hastalığının varlığında veya hastanın kullandığı alerji ilaçlarını bırakamadığı durumlarda, öncelikle alerjene özel IgE testleri tercih edilir. Bu testler tek tek ev içi, dış ortam havası ve gıda alerjenleri için yapılır. Ev içi havası alerjenleri için, ev tozu akarı olan maytlar, küf mantarı sporları, kedi ve köpek tüyü, kuş, hamamböceğine ait olanlara, dış ortam alerjenleri için ağaç, çimen ve yabani ot polenlerine bakılır ve başarılı sonuçlar alınır. Gıdalarda da , IgE-aracılı süt, balık, yumurta ve yerfıstığı alerjilerinde başarılı sonuçlar verdiği saptanmıştır. Hatta bu gıdalarda yüksek değerler elde edildiğinde, aşağıda anlatılan provokasyon (gıda  yükleme) testlerine gerek olmadan gıda kısıtlamasına geçilmesi önerilmektedir.

pozitif deri prik testi

Deri Testleri

Alerjik hastalıklara neden olan alerjenlerin saptanmasında yararlanılan  deri testleri vardır. Bunların birisinde önce sıvı alerjenler deriye damlatılır ve sonra alerjenlerin daha derine ulaşmaları için, deriye özel bir iğne ile küçük delikler açılır. Bu işlem çocuklarda sırt derisinde, erişkinlerde kolun ön kısmında yapılır. 15-20 dakika sonra, o bölgede kızarma, kabarıklık gibi değişikliklerin oluşması testin pozitif olduğu şeklinde yorumlanır. Buna deri prick (delme) testi denir ve kitapta Türkçe okunuşu ile “deri prik testi” olarak geçmektedir. Bu test IgE-aracılı reaksiyonlara, özetle çabuk gelişen alerjik reaksiyonlara neden olan  alerjenlerin saptanmasında başarılıdır. Aslında deri prik testi, daha çok sebze ve meyvede bulunan ama ısı ve hazırlama işlemleriyle özelliğini kaybeden bazı alerjenlerin saptanmasında başarılı olmayabilir. Bu gibi durumlarda test, delici iğnenin önce taze meyve ve sebzeye ardından hastanın derisine batırılması şeklinde yapılabilmektedir. Buna da “prik-prik testi” denmektedir.

Deri testleri arasında, alerjen emdirilmiş “disk”lerin deriye yapıştırılması ve oluşacak kızarma, kabarma, su  toplaması gibi değişikliklerin değerlendirilmesiyle de yapılan bir test daha vardır. Uygulama sırta yapılır, 24 saat sonra diskler çıkarılır ve oluşan değişiklikler  24-72 ve 96 saat sonra değerlendirilir. Test, geç gelişen alerjik reaksiyonlardaki  alerjenleri bulmada başarılı olmaktadır. Buna da deri patch (yama) testi veya atopi yama testi  denir. Dünyada gelişmiş alerji merkezlerinde ve  gastroenteroloji alanındaki bilimsel çalışmalarda gıdalar için deri yama testleri yapılsa da, henüz ülkemizde gıda alerjenlerini içeren diskler bulunmamaktadır ve bu test kimyasal maddeler ve metal alerjenlerini saptama amaçlı kullanılmaktadır.

Diğer Testler

Alerjik hastalıklarda, mast hücrelerin uyarılmasıyla açığa çıkan maddelerden olan bazıları (histamin ve triptaz) normal laboratuvarlarda ölçülebilirler. Gelişmiş laboratuvarlarda bazofillerle yapılan bazofil histamin salınım ve bazofil aktivasyon testleri bulunmaktadır .

Alerjik yanıtlarda rol oynayan sitokinler, pratik uygulamada ölçülemez ancak araştırma laboratuvarlarında saptanabilirler. Hücresel aracılı alerjik reaksiyonlarla ilgili çalışmalar da çok gelişmiş araştırma laboratuvarlarında yapılmaktadır.

Bağırsak Alerji Testi

Bağırsağın alt bölümüne farklı gıda alerjenlerinin verilip oluşan değişikliklerin  saptanmasıyla yapılan testte, araştırılanlar kimyasal veya hücresel değişikliklerdir. Bunların bazılarında o bölgeden alınan örneklerde, histopatolojik olarak oluşan değişikliklere bakılmıştır. Bazılarında ise açığa çıkan maddelere bakılmıştır ki bir grubunda bu maddeler arasında ECP de bulunmaktadır. Aslında bu test çeşitli antijenleri, göze, buruna, yanakların iç yüzüne, mideye ve kalın bağırsağın başlangıç bölümlerine vererek de uygulanmaktadır.  Bağırsağın alt bölümüne yapılan uygulama, mide ve kalın bağırsağın başlangıcına yapılanlara göre daha kolay olmasına  rağmen, pratik yaşamda uygulanamayacak kadar zordur. Ancak araştırma amacıyla yapılmaktadır.

Gıda Yükleme (Provokasyon) Testleri

Gıda alerjisi tanısında kullanılırlar. Hasta tarafından veya deri testleri ve gıdalara özel IgE testlerinde bulunan gıdaların, yakınmaların nedeni olup olmadığını saptamak için yapılırlar. Daha çok hastanın bulduğu ama testlerde bulunanlarla uyuşmayan gıdalar olduğunda uygulanmaktadırlar.  Bu gıdaların her biri ayrı ayrı zamanlarda hastaya yedirilir ve deri, sindirim ve solunum sisteminde oluşacak belirtiler gözlenir. Daha önce anafilaksi yapmış olan gıdalar için bu test  asla yapılmaz. İşlem sırasında anafilaksi gelişme olasılığı vardır. O nedenle mutlaka hastane ortamında ve deneyimli doktorların gözetiminde yapılması gerekirTestin en değerli olan ve altın standart olarak kabul edilen şeklinde, denenen gıdanın ne olduğunu hasta da doktor da bilmez. Gıdaların gizlenmesi için kapsüllerden veya farklı uygulamalardan yararlanılır. Ayrıca daha sonra benzer görünümde olan ama o gıdayı içermeyen plasebonun da denenmesi gerekir. IgE-aracılı alerjilerde hastanın 2 saat  izlenmesi yeterli kabul edilmektedir.  Ama geç gelişen alerjilerin bir bölümünde izleme süresi 4-8 saate, bazılarında da  3-4 güne kadar uzayabilir. Bu durumda doktorun izleyebildiği, o gün içerisindeki saatlere ait  değişiklikler doğru saptanabilir ama geç gelişenler, ertesi günü doktora danışılıncaya kadar kaybolanlar, hastanın ailesi veya kendisi tarafından değerlendirileceği için hata yapılabilir. Geç gelişen reaksiyonlarda, aradaki öğünlerde bilinmediği için yenen bir başka alerjen de reaksiyon yapabilir. Ek olarak yakınmalar çok belirgin olmadığında da değerlendirme hatası yapılabilir. Testin diğer bir  uygulamasında verilen alerjenin ne olduğunu hasta bilmez ama doktor bilir. Üçüncü şekline ise  hem hasta hem de doktor hangi gıda alerjeninin verildiğini bilir. Bunlar tanıda daha az değerli kabul edilir.

Hülya Uzunismail hakkında 210 makale
43 yıl aktif olarak çalışmış, bunun yaklaşık son 25 yılını da, gıda-hastalık ilişkisini bulma uğraşına adamış bir iç hastalıkları ve gastroenteroloji uzmanı olarak derlediğim bilgi ve deneyimlerimi, hem doktorlar hem de hastalar için bir kitapta birleştirerek paylaşmak istedim.