Addison Hastalığı

Addison hastalığı böbrek üstü bezlerinin korteks (iç kısmını çevreleyen kabuk) kısmının hastalığı sonucu çalışmamasına bağlı olarak gelişen çok önemli bir hastalıktır. Addison hastalarında kan basıncında düşme, güçsüzlük, halsizlik, kas zayıflığı, yorgunluk, derinin renginde koyulaşma, huzursuzluk, depresyon, fazla tuz yeme gereksinimi, bulantı, kusma, ishal gibi yakınmalar bulunur.

Böbrek üstü bezleri adından da anlaşıldığı gibi böbreklerin hemen üzerinde yerleşmişlerdir. Bu bezlerin kabuk kısmı iki önemli hormon salgılar. Bunlar kortizol ve aldesterondur. Kortizol tüm hücrelerin üzerine etki eden bir hormondur. Kan şekeri, proteinlerin yıkımı ve yağ metabolizmasını düzenler.  Bu hormonun, iltihabı geçirici özelliği de vardır. Bu nedenle ilaç olarak kortizon adı altında çok yaygın kullanılır. Kortizon pek çok hastalıkta hayat kurtarır. Alerjik reaksiyonları da baskılar. Aldosteron böbrekler üzerine etki ederek kandaki sodyum, potasyum gibi elektrolit adı verilen yaşam için çok önemli olan maddelerin ayarlanmasını sağlar.  Her iki hormon, vücutta stres yapacak ani değişimlere karşı koruyucu etki gösterir ve kan basıncının ayarlanmasında rol oynar.

Eskiden Addison hastalığının ana nedeni tüberküloz olarak bilinirdi. Bir çalışmada Addison’lu olguların ancak %6.3’ünde tüberküloz bulunmuştur. %82.7’sinde böbrek üstü bezine karşı gelişmiş otoantikorlar saptanmıştır (56). Bu durumda hastaların çoğunda  hastalık otoimmün reaksiyon sonucu oluşmuştur .

Bu hastalıkla alerjik hastalıklar ilişkisi konusunda yapılmış 1 çalışma bulunmuştur ve orada astımlı hastalarda Addison hastalığının arttığı bildirilmiştir (57).

Addison hastalığı ve çölyak hastalığı

Literatürde Addison hastalığı ve çölyak hastalığı birlikteliğini bildiren 8 olgu sunumu mevcuttur. Hastaların çoğunda birlikte otoimmün tiroidit de saptanmıştır. Çölyak hastalarında, Addison hastalığı riski artmış bulunmuş ve risk artışı  hem çocuklarda hem de erişkinlerde saptanmıştır (58).

Addison’lu hastalarda çölyak hastalığı sıklığını araştıran 4 çalışma yapılmıştır. Bu çalışmalarda sıklık oranları %3.7, %9,  %7.9 ve %12.2 olarak saptanmıştır. Çalışmacıların hepsi Addison’lu hastalarda çölyak hastalığı araştırmasının yapılmasını önermiştir. Glutensiz diyete yanıt konusunda bilgi hemen hemen yok gibidir. Ancak otoimmün tiroidit başlığında anlatılan, otoimmün tiroiditli ve glutensiz diyete yanıt veren hastada aynı zamanda Addison hastalığının da bulunduğu bildirilmiştir. O hastada glutensiz diyetle, hastanın Addison hastalığı için kullandığı ilacın dozu da azaltılmıştır (48).  

48. Valentino R, Savastano S, Tommaselli AP,et al. Unusual association of thyroiditis, Addison’s disease, ovarian failure and celiac disease in a young woman. J Endocrinol Invest. 1999;22:390-4.

56. Zelissen PM, Bast EJ, Croughs RJ. Associated autoimmunity in Addison’s disease. J Autoimmun. 1995 ;8:121-30.

57. Hemminki K, Li X, Sundquist J, Sundquist K. Subsequent autoimmune or related disease in asthma patients: clustering of diseases or medical care? Ann Epidemiol. 2010;20:217-22.

58. Elfström P, Montgomery SM, Kämpe O, Ekbom A, Ludvigsson JF. Risk of primary adrenal insufficiency in patients with celiac disease. J Clin Endocrinol Metab. 2007;92:3595-8.

 

Hülya Uzunismail hakkında 222 makale

43 yıl aktif olarak çalışmış, bunun yaklaşık son 25 yılını da, gıda-hastalık ilişkisini bulma uğraşına adamış bir iç hastalıkları ve gastroenteroloji uzmanı olarak derlediğim bilgi ve deneyimlerimi, hem doktorlar hem de hastalar için bir kitapta birleştirerek paylaşmak istedim.